Sokrates ile Hippias'ın yalan hakkında diyaloğu. Odysseus mu, yoksa Akhilleus mu yalan söylüyor? Yoksa bu iki kahraman tıpatıp birbirine mi benziyor? >>


0 oy
Kategori: Bilimsel ve Sanatsal Kaynak, Metin, ve Fikirler § Platon (Eflatun)
  

1 içerik

§ yeniokul içerik eklendi

Hippias – Bilmem, şimdi hatırıma gelmiyor.

Sokrates – Daha sonra da gelmeyecek… Hippias, dediklerimde haklı isem, yukarıdaki sözlerimden nasıl bir sonuç çıktığını anlamak için bu sözleri bir hatırlamak yeter.

Hippias – Ne demek istediğini pek iyi anlayamadım, Sokrates.

Sokrates – Ezberleme sanatını iyi kullanmadın da ondan… Her halde buna lüzum olmadığını düşündün. Demek hatırlatmak bana düşecek. Akhilleus doğru sözlü, Odysseus da yalancı ve kurnazdır diyordun, hatırladın mı?

Hippias – Evet.

Sokrates – Ama şimdi görüyorsun, aynı adamın hem doğru sözlü, hem de yalancı olduğunda bizim hiç şüphemiz kalmadı. Öyle ki: Odysseus yalancı ise, aynı zamanda doğru sözlü bir adamdır… Akhilleus doğru sözlü bir adam ise aynı zamanda yalancıdır. Böylece, bunlar hiç de birbirinden farklı ve birbirine zıt insanlar değil, birbirinin tamamıyla benzeridir.

Hippias – Sokrates, gene her zamankilere benzer bir muhakeme yürütmeye başladın. Senin adetindir, bir düşünce zincirini bütün olarak almazsın da, tutar bunun en çapraşık bir noktasına yapışırsın. Misafirimize dönelim. İstersen san birçok kanıtlarla, mükemmel şekilde ispat edebilirim ki; Homeros, Akhilleus’u Odysseus’tan daha iyi, yalancılığa yetisi olmayan bir insan, Odysseus’u ise tam tersine, kurnaz, her fırsatta yalan söyler ve Akhilleus’tan aşağı bir insan olarak anlatmıştır. Şimdi sen artık, istiyorsan, sözlerime karşılık söyleyeceklerini söyle, Odysseus’un Akhilleus’tan üstün olduğunu ispat et. Sonunda hangimizin daha doğru söylediğini dinleyicilerimizin kararına bırakalım.

Sokrates – Hippias, senin benden daha bilgili olduğunda şüphe etmek aklımdan bile geçmez. Herkes bilir, benim adetim, biri bir şey söylerken bütün dikkatimle dinlemektir; hele konuşan, bilgili bir adam olursa, söylediklerinden bilmediklerimi öğrenmek istediğim için, bıkmadan ona bir şeyler sorarım, daha iyi anlayayım diye sözlerini evirir, çevirir, birbiriyle karşılaştırırım. Ama karşımdaki bana değersiz bir adam gibi geldiyse, ona bir şey sormam, söylediklerine aldırmam. Benim bu huyumu bilirsen, kimlere bilgili diye değer verdiğimi anlarsın. Bir şeyler öğrenmek, bir şeyler kazanmak isteğiyle böylelerinin sözlerine sımsıkı yapıştığımı görürsün. Demin seni dinlerken de böyle oldu; senin söylediklerine göre, Akhilleus’un Odysseus’u geveze bir yalancı saydığını anlatan mısralar kulağıma çalındı. Dediklerin doğru ise, Homeros’un eserinin hiç br yerinde kurnaz Odysseus’un yalan bir şey söylememesi, Akhilleus’un ise, tam tersine, senin sözünle gerçekten kurnaz olarak belirtilmesi tuhafıma gitti. Akhilleus’un yalan söylediği muhakkak. O, baştan, biraz önce senin okuduğun şu sözleri söylüyor: “Düşündüğünü gizleyen, düşündüğünden başka türlü konuşan adamdan, Hades’in kapıları kadar nefret ederim.” Arkasından hemen, ne Odysseus’un ne de Agamemnon’un onu kararından döndüremeyeceklerini, ne olursa olsun, artık Troia (Troy, Truva) önünde kalmayacağını bildiriyor: “Yarından tezi yok, Zeus’la öteki Tanrılara bir kurban sunduktan sonra gemilerimi yükleyip denize indireceğim: O zaman merak eder de bakarsan, sabah vakti gemilerimin bol balıklı Hellespontos’ta yüzdüklerini, gemilerde adamlarımın durup dinlenmeden kürek çektiklerini göreceksin. Sonra, yeryüzünü yerinden oynatan Tanrı kısmet eder de yolum açık olursa, üçüncü gün Phtia’nın bereketli kıyılarına erişeceğim.” Bu kadar mı ya? Daha önce Agamemnon’la atışırken de: “Kısacası, Phtia’ya dönüyorum; uçları kıvrık gemilerimle memlekete dönmek benim için hayırlı olur; burada şerefsiz bir adam olarak kalıp senin hesabınaservetler ve hazineler toplamaya hiç niyetim yok!” demişti. İyi ama, bütün ordunun karşısında olsun, silah arkadaşlarının önünde olsun,bunları söyledikten sonra, onun memleketine dönmek üzere hazırlandığını, hatta gemilerini denize indirdiğini gören olmuyor; o hiç oralı değilmiş gibi, sözlerinin birinde durmuyor. İşte aziz Hippias, bu sözleri dinledikten sonra, Homeros’un bu iki kahramandan hangisini daha iyi göstermek istediğini bir türlü anlayamadım da demin bunu sana sordum; ben düşünüyordum ki her ikisi de mükemmel adamlardır, yalancılıkta olsun, doğruculukta olsun, başka özelliklerde olsun, hangisinin ötekinden üstün olduğunu kestirmek güçtür. Sanıyorum ki bu bakımdan da bu iki adam birbirine benziyor.

Platon (Eflatun), Küçük Hippias yahut Yalan Hakkında, Çeviren: Pertev Naili Boratav, Maarif Yayınevi, İstanbul 1943

Bukalemunlar neden ve nasıl renk değiştirir?

İlgili başlıklar

Bumerang - Yazarkafe


Başvuru Kaynakları Başvuru Kaynakları

Yandex.Metrica

...